Post

Visualizzazione dei post con l'etichetta türçe şiir

Yahya Kemal Bayatlı "Sessiz Gemi"

Immagine
Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Sessiz Gemi - Yahya Kemal Bayatlı Artık demir almak günü gelmişse zamandan Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Edip Cansever "Ne Çıkar Siz Bizi Anlamasanız Da"

Immagine
Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Ne Çıkar Siz Bizi Anlamasanız Da - Edip Cansever Ne çıkar siz bizi anlamasanız da Evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar Eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da. Hiçbir şey! Kadınlar geçtiği o kadın kokusu anlarında Yıkanmış, mayhoş ve taranmış duygularıyla Dönüşür içimizde az menekşe, bir sarmaşık Menekşe, hadi neyse, mor deriz sarmaşıklara Mor deriz, mor bilinir çünkü, bir yandan güneşler kurur Her yandan güneşler kurur, sanki yaz günüyledir Bir adam kayboluyordur bir taşra sıkıntısıyla Deriz ki, "şuram ağrıyor" bir de, "başım dönüyor", "yanıyor avuçlarım" Belki de bir çığlık mı bu, bu seziş, bu yakınma Bir çığlık, hem de nasıl, katılmış, donmuş, yaşıyorcasına Uzansak ellerimizde uzansak avuçlarımızda, bir çığlık Nedir mi ellerimiz -korkunçtur bir elin bir köşesinde insan olmalarıyla- Korkunçtur insan olmalarıyla kıyısında bir yüreğin Kıyısında gibi yangından, çok karanlıktan geçilmez caddelerin ...

Erdem Beyazıt "Veda"

Immagine
 Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Veda - Erdem Beyazıt Bu şehirden gidiyorum Gözleri kör olmuş kırlangıçlar gibi Gururu yıkılmış soy atlar gibi Bu şehirden gidiyorum İnsanlar taş gibi bana yabancı Ağaçlar bensiz hüküm giyecek bulvarlarda Bir tambur bir yalnızlığı anlatıyorsa O ışıksız pencereden Ben onu bile bile duymuyor gibiyim. Bu şehirden gidiyorum Gömerek geceyi içime Sabahın hüznünü beklemeden Gidiyorum bu şehirden.

Nâzım Hikmet Ran "Henüz Vakit Varken Gülüm"

Immagine
Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Henüz Vakit Varken Gülüm - Nazım Hikmet Ran Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara öpmeliyim ağzından sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a çiçeğini seyretmeliyiz onun, birden bana sarılmalısın, gülüm, korkudan, hayretten, sevinçten ve de sessiz sessiz ağlamalısın, yıldızlar da çiselemeli incecikten bir yağmurla karışarak.

Aşık Veysel Şatıroğlu "Son şiiri"

Immagine
Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik poetry Son Şiiri Selam saygı hepinize Gelmez yola gidiyorum Ne şehire ne de köye Gelmez yola gidiyorum Gemi bekliyor limanda Gideceğim bir ummanda Gözüm kalmadu cihanda Gelmez yola gidiyorum Eşim dostum yavrularım İşte benim sonbaharım Veysel karanlık yollarım Gelmez yola gidiyorum

Aziz Nesin "Bağışla"

Immagine
Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Bağışla - Aziz Nesin Ya zamanından çok erken gelirim Dünyaya geldiğim gibi Ya zamanından çok geç Seni bu yaşta sevdiğim gibi Mutluluğa hep geç kalırım Hep erken giderim mutsuzluğa Ya herşey bitmiştir çoktan Ya hiçbir şey başlamamış Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın Ölüme erken seviye geç Yine gecikmişim bağışla sevgilim Seviye on kala ölüme beş

Abdurrahim Karakoç "Aşk Hikayesi"

Immagine
 Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Aşk Hikayesi - Abdurrahim Karakoç Başimdan bir kova sevda döküldü Islanmadim, üşümedim, yandim oy! Iplik iplik damarlarim söküldü Kurşun yemiş güvercine döndüm oy! Yagmur yorgan oldu, döşek kar bana Anladim ki kendi gönlüm dar bana Alev dolu bardaklari yâr bana Sunuverdi içtim içtim kandim oy! Sevgi ektim, naz biçmeye çaliştim Ne zamana, ne kendime aliştim Kirk senede yedi hasret bölüştüm Yedi dünya bana düştü sandim oy! Gönül şahinimi yordum gerçege Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçege Teselliden kanat kirdim gerçege Tecellinin sinesine kondum oy!

Sezai Karakoç "Tut"

Immagine
 Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Tut - Sezai Karakoç  Son kaya iniyor kuyu aydınlanıyor  Ses insanın derinlerde parlayan  Son isyan denemesi oluyor güzel  İçimde yaman tutuk bir şair doğuyor  Tut elimden  Dosta düşmana karşı bir iyi konuşayım  Tut  Kulede saat kırılmasın  Geyikler sağır  Rüyalar boğuk olmasın  Son kıral ağlıyor, üstünde son kuş yoruluyor  Halkın kayıp annelere karşı saygısı yok  Tut elimden  Düşen tüyleri toplayalım  Tut  İsimsiz çocuk ağlamasın  Kuyuda ışık sönmesin  Kırk oda içiçe dönmesin  Halayıklar sağır  Dualar boğuk olmasın  Son insan yürüyor  Tut elimden kaçalım  Kaçalım kaçalım  Bizi kimseler görmesin  Arıyanlar bulmasın  Tren duvarları sarsmasın  Yürek bu kadar hızlı çarpmasın  Kan böylesine hızlı akmasın  Aşkın kulakları sağır  Sesi boğuk olmasın

Nevzat Çelik "Af"

Immagine
 Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Af - Nevzat Çelik duvar duvar duvar  sana ne desem ki ah  incitmeden gözlerini mahkûmun  her taşını kırmalı bir bir  gerisi laf-ü güzaf 

Şükrü Erbaş "Denklem"

Immagine
 Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Denklem - Şükrü Erbaş Ne bir hayal hecesi Ne bir harf anılardan Bitti, kalbin zamanı…   Ey kayıtsız vakitler Bir gövde de benden Boşluğun denklemine…

Ahmet Haşim "Şairsiz Dünya"

Immagine
 Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Şairsiz Dünya - Ahmet Haşim Şairdir şiiri anlatan Şairdir seni tanıyan Şairdir duyguları yaşayan Şairdir size bakan

Ümit Yaşar Oğuzcan "Gözlerim gözlerinde"

Immagine
 Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Gözlerim gözlerinde - Ümit Yaşar Oğuzcan Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin? Hep böyle içinde uzak bir işik mi yanar? Bakişlarinda beni dinlendiren bir şey var; Kiyisindaymiş gibi en sakin denizlerin... Bir yelkenliyim şimdi ben senin limaninda Firtinalardan geldim sende dinleniyorum. Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum; En eşsiz dakikalar sürsün senin yaninda... Hiç yumma gözlerini, işigin eksilmesin, Gündüzüm aydinligim, ipek böcegim benim! Güz bahçemde açilmiş o son çiçegim benim! Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin; Ayirma gözlerimden çocuksu gözlerini, O sakin o yalansiz, o kuytu gözlerini.

Ataol Behramoğlu "Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var"

Immagine
 Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var - Ataol Behramoğlu  Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmen...

Orhan Veli Kanık "anlatamıyorum"

Immagine
  Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Anlatamıyorum - Orhan Veli Kanık Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum.

Salvatore Quasimodo "Hiçkimse"

Immagine
 Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry  Hiçkimse - Salvatore Quasimodo Belki de bir çocuğum ben ölülerden korkan, yine de ölümü çağıran çözmek üzere onu tüm canlılardan: çocuklardan, ağaçlardan, böceklerden; yüreği hüzünlü her şeyden. Yetileri yok çünkü artık ve yollar karanlık, ve yok artık hiçkimse onu ağlatabilecek senin yanınsıra, Tanrım.

Bedri Rahmi Eyüboğlu "Çakıl"

Immagine
 Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Çakıl - Bedri Rahmi Eyüboğlu Seni düşünürken Bir çakıl taşı ısınır içimde Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar Bir gelincik açılır ansızın Bir gelincik sinsi sinsi kanar Seni düşünürken Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır Deliler gibi dönmeğe başlar Döndükçe yumak yumak çözülür Çözüldükçe ufalır küçülür Çekirdeği henüz süt bağlamış Masmavi bir erik kesilir ağzımda Dokundukça yanar dudaklarım Seni düşünürken Bir çakıl taşı ısınır içimde.

Behçet Necatigil "Sevgilerde"

Immagine
Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Sevgilerde - Behçet Necatigil Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı. Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı. Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. Yılların telâşlarda bu kadar çabuk Geçeceği aklınıza gelmezdi. Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı, Gecelerde ve yalnız. Vermeye az buldunuz Yahut vaktiniz olmadı.

Bertolt Brecht "zulümler yağmur gibi yağmaya başlayınca"

Immagine
 Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Zulümler yağmur gibi yağmaya başlayınca - Bertolt Brecht  Paydostan sonra gişeye önemli bir mektup getiren biri gibi: Gişe çoktan kapalıdır. Yaklaşan bir sel felaketi karşısında kenti uyarmak isteyen biri gibi: Ama başka bir dilde konuşan. Kimse anlamayacaktır onu. Dört kez kendisine bir şey verilen bir kapıyı beşinci kez çalan bir dilenci gibi: Beşinci kez aç kalır. Yarasından kan boşanan ve doktoru bekleyen biri gibi: Kan durmaz, hep boşanır. Biz de ortaya çıkıyor ve bize yapılan zulümleri haber veriyoruz. İlk kez arkadaşlarımızın yavaş yavaş katledildiğini bildirdiğimizde çığlıklar göklere ağdı. Yüz kişiydi katledilen. Ama bin kişi katledildiğinde ve ölümlerin sonu gelmediğinde bir sessizlik kapladı ortalığı Zulümler yağmur gibi yağmaya başlayınca “dur!” diyen olmaz artık, Cinayetler üst üste yığılmaya başlayınca görülmez oluverirler. Çekilen acılar dayanılmaz olunca duyulmaz artık hiçbir çığlık. Çığlıklar da yaz yağ...

Yılmaz Erdoğan "Öyle bakma çünkü..."

Immagine
  Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Öyle bakma çünkü... - Yılmaz Erdoğan Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden dünyaya, hayret, hasret ve biraz da bayat bayram şekeri kederiyle bakan, aklı canbaz,yanağı al, sesi çilek aroması bir çocuk oturuyor gözlerinde...

Yılmaz Erdoğan "Acaba?"

Immagine
Published by Sarah Uzunlar, ProMosaik Poetry Acaba? - Yılmaz Erdoğan Aşkları da devralır mı kalp nakli yaptıranlar?